Tag: Blog

görünüm

tebdil-i mekanda ferahlık vardır demiş atalarımız . Ben de sanki deli gibi blog yazıyormuşum gibi tasarım değiştiriyorum. Fakir avuntusu bizimki .

olur mu ?

hiç blog yazanla yazmayan bir olur mu ?

yapılacaklar

to do list nothing 300x225 yapılacaklar

planlı programlı

- niye hala fenerbahçeli olduğuma dair bir kaç neden daha bulunacak

- hemoglogin a1c testi yaptırıp doktora gidilecek

- kadıköye gidip star wars karakterlerinin oyuncaklarına bakılacak kızım için ( özellikle R2D2)

- ubuntu kurcalanacak

- hemen kırılmayan , güzel boyayan bir set boya kalemi alınacak kızım için

- mümkün olan en yakın tarihte taksime gidip suat ustada tantuni yenecek

- minibüs caddesi üzerindeki hoparlörcü’ye uğrayıp deck+amfi+2 hoparlör’den oluşan bir sistemin ortalama fiyatı öğrenilecek.

- adam gibi bir berber bulunacak.

- friendfeed ve twitter’da her bir haltı “paylaşan” insanlara daha fazla hayret etmemeye çalışılacak.

- hermann hesse’nin okunmamış kitapları alınıp okunacak veya en azından niyetlenilecek.

- önümüzdeki 1 ay içinde en az 1 maça gitmek suretiyle fenerbahçe stadının yolu unutulmayacak

- kızımı birlikte fenerbahçe voleybol takımı(bayanlar) maçına gitmek için ikna etmenin yolları aranacak.

- queensryche grubunun en az 2 albümü baştan aşağı dinlenip savatage ile kıyaslanacak.

çek tetiği

13tzameti 300x225 çek tetiği

gerçek rulet , safkan rus ruleti siyah beyaz filmin estetiği ile birleşince ödüllü bir yapıt çıkmış. Evet yine sundance ödülü kapmış bir film. Kafayı bozdum Sundance sitesine girip bir ara tüm ödül almış filmlerin listesini aldım sonra gözüm korktu , denk geldikçe sundance ödül logolu filmleri almaya devam edeyim dedim.

tzameti 300x125 çek tetiği

guardiola’nın altınyıldız şıklığı

josep guardiola suit grey barcelona guardiolanın altınyıldız şıklığıİşim gereği takım elbise ile fazlasıyla haşır neşirim. Adam gibi üstüne oturan bir takım bulmak hep dert olur insana , terziye götürürsün düzelttirmeye ağrı yüzü bir tarafa gider sinir olursun o kadar para verdiğine. Vitrindeki mankenlerin üstüne giydirdikleri takımların arkasından iğneyle ayar çektiklerini gördükten beri  satıcıların “abi tam sana göreymiş bu ceket” dediği hiç birşeyi de almıyorum zaten. Neyse geçen hafta el classico ya da bizim bildiğimiz ismiyle r.madrid-barcelona maçını izlerken yine gözüme çarptı , Guardiolayı tanımayan bir kişi bir dergide görse herhalde onu altınyıldız sarar veya kiğılı reklamı için poz veren fotomodel zannedebilir. Barcelonayı oldum olası hatta zubizaretta zamanlarından beri hiç sevmemişimdir zaten bizim gibi 30 yaş üstü bir futbolseverin çöldeki vaha misali ayda yılda bir defa izleyebildiğimiz avrupa kupası maçlarındaki r.madrid’e hayran olmamasını imkansıza yakındır. Ancak hakkını vermek lazım ki Guardiola bu takım elbise seçimleri sayesinde barcelona futbol takımında gözüme sempatik görünmeye başlayan ilk kişi oldu.

Hatta bu konuda suitsociety isimli bir blogda Josep Guardiola’s Sytle başlıklı bir konu bile yazılmış. Yani demek ki algıda seçicilik sadece bizde değilmiş. Blog yazarı Guardiola’nın takımlarının özel dikim olduğuna inanıyormuş , bence de mutlaka iyi bir terzinin elinden geçiyor bu takımlar ama sıfırdan mı yoksa seri üretim bir markanın rötuşlarla adam edilmesi mi bilemeyiz taa ki bir magazin muhabiri çıkıp da kendisine sorana kadar . İspanyada magazin muhabiri var mı ? varsa futbol alemiyle ne kadar ilgili acaba ?

Kiğılı’ya Guardiola serisi çıkartmalarını teklif etmeyi düşünüyorum.

sosyal ağların ördüğü hayatlar

İnternette çok blog okuyamıyorum ama arada böyle dolu sitelere denk gelince alıntı yapmadan edemiyor insan

Ben” kavramının ağırlığının artması konusuna tekrar dönersek; bu “modern iletişim” yöntemleri hepimize yeni kimlik tanımları kazandırdı aslında. Hepimiz Twitter‘da yaptıklarımızdan, Facebook‘da özel yaşamımızın zenginliğinden bahsediyoruz. Last.fm‘de dinlediğimiz müziklerin kalitesinin, FriendFeed‘de ilgi duyduğumuz konuların biricikliğinin altını çizmeye çalışıyoruz özünde. Yoksa neden oralarda olalım ki?
Sosyal medyada bıraktığımız her iz bir “ben”. Her paylaştığımız kendimiz ile ilgili yeni bir ipucu. Oyun gibi. Yeni bir profil yaratıyoruz, yeni bir “ben” tanıtımı yapmış oluyoruz. Hepsi kendimizle ilgili.

Yazını tamamı http://www.anafikir.com sitesinde Sosyal Medya ve “Ben” başlığı altında bulunuyor. Aslında bu hem ağlarım hem giderim hallerini sevmiyorum , yani hem hayatımızın en temeline interneti koyup sonradan ondan şikayetçi olmak düzgün bir hareket gibi gelmiyor bana. Ama bu düzgün olmayan hareketten de geri kalmıyoruz (m).

bilbo’dan bloga

Pardus tarafında kullanılabilecek güzel bir yazılım bilbo blogger , wordpress’in veya blogspot’un detaylı widget,plugin vs. özelliklerinden faydalanmadan en yalın haliyle bir günlük tutup bol düz yazı üzeri az grafik kullanmak isteyenler için gayet yeterli. Misal temelaksoy.com gibi bir blog sitesi sahibi olsam gözümü kırpmadan bilbo kullanırdım. Kendi blogunu tanımlıyorsun , sonra basit bir editör ile yazıyorsun yazacaklarını gönder diyorsun ve işlem bitiyor , hoş normal bir blog arayüzünde fazlası da var ama daha çok masaüstünde fazla çalışıp da arada aklına geldikçe bir kaç satır karalayanlar için (bkz. ben) ideal bir yazılım ancak halen linux tarafında tamamen taşınamadığım için windows kısmında da bilbo olmadığından mecbur firefox veya opera ile blog mesajları gönderiyorum. Pardus hata takip sistemine soap ile ilgili sorunları yazmak istiyorum , bu sorunu halletseler medula sistemine de pardus ile ulaşabilmiş olacağız ki gayet güzel bir gelişme olur .
bilbo logo bilbodan bloga

Aslında bu bilboya iki üç sekme ekleyip hem facebook,hem friendfeed hemi de twitter’a durum mesajını gönderebilecek hale getirseler , tek elden bütün sosyal ağları bağlamış olur üstüne de bloga düğümleyerek verimlilik esaslarını kökünden yerine getirmiş oluruz.Kopete gibi olsun işte.Ben google’ın yerinde olsam wave ile falan uğraşacağıma ilk önce böyle basit bir program yapardım , hoş belki de vardır birileri düşünüp çoktan yapmıştır bile. Vakit olsa şeytan diyor indir 2-3 python kitabı çalış öğren yaz programları çatır çatır ( şeytan senelerdir python diyorda bizdeki tembellik kimsede yok ) .

bu yazıyı da bilbo ile attım bloga

altı üstü blog

blogging altı üstü blog

Blog açarken insan ” altı üstü blog ben de yazarım ne var ki ?” diye düşünüyor ama gel gör ki kazın ayağı öyle değilmiş , sağlık ve iş problemleri arasında insan değil blog 3 satır e-posta yazacak fırsat bulamadığı oluyormuş. Bir şey yazamıyoruz bari şekli şemali düzeltelim deyip temayı değiştirebildim.

gündüz açtırırsak binelim

img null 631 gündüz açtırırsak binelim

taksilerde “gece tarifesi” kalktı , tabii arada fiyatlara da bindirim gelmiş. Böylelikle bitmek tükenmek bilmeyen gecenin 02′sinde istiklal caddesinden enerjisi tükenmiş biçimde taksime çıkıp “lan oğlum dolmuşa 3 kişi o kadar para vercemize taksiye gündüz açtırıp binelim” muhabbetleri ve akabinde gözüne kestirdiği bir taksinin camına eğilip “abi karşıya geçicez gündüz açar mısın” hamleleri son bulmuş oluyor.

Bir devir daha kapandı , zaten patrick swayze de ölmüş dirty dancing öksüz kalmış.

atın intikamı veya derenin intikamı ?

sel atın intikamı veya derenin intikamı ?

intikamlardan intikam beğen ey istanbullu , ey kültür başkentli , ey sel suyuna kapılmış porselen takımları toplayanlara lanet okuyan sıradan vatandaş , kendin ıslah olmadığın gibi derelerin de ıslah olmuyor . Olmayınca da böyle oluyor.

Tedbirsiz olma , arkanı sağlama al devir intikam devri çünkü.

Positions by Seo-Watcher