Yine arayı açmışım farketmedim bile , kızımla bütün kış hayalini kurduğumuz tatile gitme arefesinde bir sürü şey karambole gelmiş .
*En basitinden koca bir dünya kupası geldi geçti , gündüz maçlarını izleyemedim genellikle akşamları oynanan özellikle de çeyrek final ve üstü maçları izledim ve bir futbolsever olduğum için kendime teşekkür ettim . Forlan desem yeter.
*Yine bu karambolde fenerbahçe’de kocaman umutlar , kocaman hedefler vb. kocaman sıfatlı başlıklar altında aykut kocaman teknik direktörlüğe geldi. Hep hayalimdi , bir sürü fenerlinin de hayaliydi ama böyle acaip bir sezonun sonrasında değildi , bu güdük yönetimin altında değildi. En dibe vursaydık mesela küme düşmenin eşiğinden dönsek de maça gelecek 3-5 bin kişi kalmasa ortada işte o zaman gelseydi aykut kocaman takımın başına hayallere daha uygun düşerdi sanki.
*Pardus güzel güncellemeler çıkardı , çeviri veya belge yazma ile pardusa gönüllü destek verme konusunda giderek daha da artan bir heves kabarıyor içimde hadi bakalım hayırlısı.Pardus 2011′de daha aktif olacağım söz veriyorum.
*Feribot hariç 6,5 saat araba sürdüm , volkswagen çok güzel araba yapıyor bir kere belirtmek lazım. Bu ülkedeki bu trafik cahili insanlara da bu arabalar fazla bence , ne sollamayı ne tabela okumayı bilmeyen insanlarla aynı yollarda gitmek intihara eşdeğer.
*Massive Attack gelmiş gitmiş yine sektirdik 45 yaşına gelmeden massive attack konserine gitmeliyim , kariyerimdeki en önemli basamklardan birisi budur aha da paylaştım internette.
*Bize istanbul’da domates diye saman satıyorlarmış , bir de nem oranı düşük olan yerde terlemeden gezmek ne güzelmiş ( bkz. üstteki foto ve çekildiği yer olan sarımsaklı sahili)
* Şekeri yükseltmemenin formulünü buldum ama emekli olmadan veya lotodan parayı vurmadan uygulamam çok zor. O zamana kadar dayanın iç organlarım.
*Karma police arrest this girl
*This is what you get
*Josef K. , bu tatilin kahramanı.







Bugün kızımla ilk maçımıza gittik . Bir kenara not edilmesi gereken bir tarih , bileti de koydum cebimde hala duruyor bir kaç gün sonra resimdergi vs. arşivinin içine atarım.Bir kız çocuğu olunca ilk maçın seçimi önemliydi , öncelikle maç ortamından korkup çıkmak istediğinde rahatlıkla çıkıp oyalayabileceğim bir maç/stad/salon seçimi olması gerekiyordu bu sebeple bir futbol maçı olamayacağına karar verdim kendimce ( zaten takım cezalı olduğundan kadıköyde uzunca bir süre görünmeyecek olmaları bu seçimi kolaylaştırdı.) Biraz daha ailecek izlenecek sporlar kategorisine girmelerinden dolayı voleybol ve basketbol arasında seçim yapmak gerekiyordu.Spor dalını belirledikten sonra takvime baktım bayan ve erkek takımları bu hafta avrupa kupaları sebebiyle bol mesai yapıyordu. Erkek takım maçlarına genelde daha fazla ilgi olmasından dolayı “sakin” maç kriterime göre geride kaldılar , zaten salon olarak da gerek haldun alagaş gerekse abdi ipekçi “kolayca çıkıp oyalanabilecek salon” kriterinden sınıfta kalınca otomatik olarek elimde tek seçenek kalmış oldu , bayan basket takımının caferağa salonundaki maçı. Hem bayan basket takımı olması sebebiyle fazla kalabalık olmayan bir salon hem de kadıköyün göbeği gibi istediğimiz anda çıkıp gezebileceğimiz bir salon. Zatan ne zaman caferağa salonunda maça gelsem hayıflanırım keşke şurda adam gibi 2000-3000 kişilik bir salon olsa ne güzel olurdu diye.
merdivenler yerine koltuklardan atlayarak inip çıkanlara kızdı , niye merdivenden çıkmadıklarını sordu.Etraftan sıkılınca biraz maçı izledi benimle birlikte, bir kaç defa basketbol demeyi denedi yine sıkılınca yan taraftaki boş koltuklar arasında biraz dolandı ve benim en baştan beri beklediğim şey söylemek için yanıma geldi , “baba ne zaman bitecek bu ?” Emir büyük yerden deyip toparlandım hemen , aşağı indik inerken de annesinin kucağında uyuyan bir bebeğe baktık. Gayet memnun biçimde salondan dışarı çıktık.
cümlenin sonunda.
senarist artık hangisinin aklına ilk geldiyse. Zaten en temelinden fiziksel bir bağ ile başlayıp duygusal destekle süren anne-çocuk ilişkisinde annenin ne kadar gözü kara olabileceği üzerine suratımıza soru işaretleri fırlatılıyor bolca . Ben payıma düşenleri aldım ve “anne” lerden daha da tırsar hale geldim. Ama babalığın annelikten daha ulvi , çetrefilli ve açıklanamaz olduğu konusundaki ısrarlarımdan geri adım atmış değilim. Bu konudaki düşüncelerimi toparlayıp yazmak istiyorum ama ilk önce Turgenyev’in Babalar ve Oğullar kitabını hatim ettikten sonra ordan zıplayıp en tarif edilmez duygu olan babalar ve kızlarının ilişkisi üzerine ahkam kesecek birikime gelmem lazım ki bu konuda dünyalar güzeli bir yardımcım var.

